Görünen O dur ki

Yürütülen çalışmaların çoğu, Ülkenin gelişmesi için gereken düşünce yapısından yoksun, hâkim düşüncenin mevcut durumu, yine fırsat sayarak tamamen kendi anlayış ve düşüncelerini güçlendirecek, kendi geleceklerini aşırı güvence altına almak içerikli ve ideolojilerini toplumun tamamına zorla veya şark kurnazlığı ile kabul ettirme planlı yürütülen çalışmalar gibi görünüyor.

bayrak

OHAL durumu ülkenin geleceğini tehdit eden örgütün unsurlarını ortadan kaldırmak ve en kısa zamanda normal düzenin sağlanması için kullanılan bir yol olmalıdır.

Oysaki bugün yapılmak istenen hareketlerin pek çoğu, ülkenin Cumhuriyet düzenini, demokrasi anlayışını, hukuk ve adalet yapısını kendi düşünceleri yönünde değiştirmek için öteden beri yaptıkları tahribatları daha kalıcı ve güçlü hale getirme çabalarıdır.

Halkın Cumhuriyet ve Demokrasiyi sahiplenmek için yaptığı direnişi ve sahiplenmeyi de, sanki kendisi vazgeçilmezmiş gibi gösterilmek istenen bir kişi uğruna yapılmış addetmek gibi büyük bir gaflet içinde, atılan adımlar, ilerisi için çok tehlikeli olabilecek adımlardır.

O zaman Fethullah Gülen tehlikesinin tasfiye edilmesinin, şahıs değişikliğinden başka ne anlamı kalmaktadır?

Devletin kurumlarında, özellikle Askeriye üzerindeki değişiklikler, ordumuzun savaş kabiliyeti ve yeteneklerini ortadan kaldırabilecek seviyededir.
Orduyu, Gülen çetesinden temizlemek çabasında görünerek, kendilerine bir tehdit unsuru gördükleri için tasfiye etmeye çalışmak ülke savunmasını göz ardı etmekten başka bir şey değildir.

Türk Ordusunu, yaklaşık Cumhuriyetin kurulduğundan beri tehdit unsuru sayan bu zihniyet, bu süre içinde maalesef güçlenerek kendilerine engel gördükleri Türk Ordusunu ve Cumhuriyeti topyekûn ortadan kaldırma arzularını artık saklamama pervasızlığını da ortaya koymaktadırlar.

Şüphesiz bu durumun oluşmasında; kendilerini demokrasi havarisi gören, entel olduklarını iddia eden insanlarımız ve onların seçtikleri siyasilerin, “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” anlayışıyla, memleketi ve geleceğimizi sahiplenme duygularından yoksun olarak, birinin ak dediğine diğerinin kara demeyi siyaset yapma saymalarının da büyük katkısı vardır…

Bugün maalesef ülkemizde bilerek bilinçsizleştirilmiş büyük bir kesim vardır. Kendilerine munis bir hayvan örnek gösterilerek hitap edildiğinde kızan isyan eden bu kesim, (içlerinde halisane duyguyla inançlarının gereğini yerine getirmeye çalışanlar hariç) acaba nasıl bir Müslüman olduklarının farkında mıdırlar?

Adeta taptıkları, kendisini (haşa) Allah olarak nitelemekte beyis görmeyen bu gurup ve Allah olarak nitelenmeyi hiçbir zaman ret etmeyen bu kişi, Allah’a şirk koştuklarının farkına varamayacak kadar akıl tutulması mı yaşıyorlar?

Peki ya ötekiler, gerçekten halisane duygularla Allah’a kulluk etmeye çalışanlar bunları nasıl onaylamakta peşlerinden gitmektedirler, onlara ortak olduklarını nasıl fark etmemektedirler?

Bugüne dönecek olursak?

Gülen’e, daha düne kadar methiyeler düzen, her istediğini vermeyi görev sayan, eteğini öpmek için yarışanlar, pek çoğu onun rahlesinden geçmiş olan bu insanlar bugün nasıl koyu bir Anti-Gülen’ci olmuşlardır.

Demek ki çete, menfaatleri oranında ikiye bölünmüştür. Yarın tekrar bir araya gelmeyeceklerini kimse garanti edemez.

Bir de birden bire ortaya çıkan, adını ağızlarına almayı davalarına ihanet sayan insanların, kendilerini koyu bir Atatürkçü ilan etmeleri ve milli hâkimiyeti millete teslim etmiş görünmeye çalışmaları da neyin nesi acep?

Bugüne kadar CHP Atatürk’ün arkasına saklanarak, kendilerinden pek bir şey katmadan siyaset yapmaya çalıştı, bugünden sonra da bunlar mı yapacaklar bu siyaseti?

Bırakın artık böyle Atatürk severliği, çünkü o, sizlerin anlayamayacağınız kadar bu millet için önem ifade eden bir şahsiyettir.

Sadece şunu ifade etmeden geçemeyeceğim;

Bu gün ortaya konulan siyaset şahsi ve gurup menfaatleri uğruna, Türkiye’nin parçalanması güçsüzleştirilmesi için yapılmakta, oysaki Atatürk, parçalanmış, dünya sahnesinden yok edilmek istenen bir ulusa güvenerek, onu bir araya getirerek bu gün hala yok edemedikleri bir devleti tesis etmiştir.

İşte Atatürk’ün farkı buradadır. Bunu bilerek ve anlayarak Atatürk’ü seviyorsanız ne ala, yoksa asla başaramazsınız…

Bir de, “körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz diyerek” ele geçirilen gayrimenkul ve ekonomik değerlerin, yani ganimetlerin kazan-kazan mantığı ile çarçur edilmemesi gerekir. Unutulmasın ki bu değerler size değil, bu aziz Millete aittir ve onlarda tüyü bitmemiş yetimin hakkı vardır. Bunun hesabını ne bu, ne de öteki dünyada asla veremezsiniz.

Artık biraz gerçek Müslüman olun, yapılan tahribatları durdurmak için, sanki olanlarda sizin payınız yokmuş gibi davranmaktan vazgeçerek, gerekirse istifa edin…

Son söz olarak ta, Meclisin muhalefet koltuklarını boşuna işgal eden partiler ve onların liderleri, sizler de içine düşmüş olduğunuz ataletten kurtularak Devletimizin ve Milletimizin geleceğine sahip çıkmak adına daha cesur, daha güvenilir, daha ümit veren bir şekilde parti politikalarınızı Ülkenin menfaatleri doğrultusunda gözden geçirip harekete geçin.
Aksi takdirde sizler de hemen istifa edin.

Bu yazıyı Türk Milletinin bir haykırışı olarak değerlendirin, eriyip yok olmak istemiyoruz…

Bunun için millet olarak görevi devralmaktan çekinmeyiz…

Yazan: ATILLA
Yazının geçtiği konu: Beylerbeyi Kuleli Askeri Lisesi yerleşkesi satış iddiası

Yorumlar
  • Misafir
    şimdi

    Bu yorum spoiler (ipucu, detay, vs) içermektedir.

Facebook Yorumları